TR EN

Menü

lilipud
hayatın içinden geçen moda
lilipud
hayatın içinden geçen moda
lilipud
hayatın içinden geçen moda
KOLEKSİYONLAR
Sonbahar-Kış 2017

HAKKIMIZDA

Lilipud Tasarım Atölyesi

Bir varmış bir yokmuş. Az uz, dere tepe düz. Dur durak bilmez yollar, yolculuklar varmış… Burada kızıl elmayı ısıranlar, cennetten kovulanlar, cadılar, inler, cinler, periler içinde herkesin kendini aradığı bu kırık aynalar ülkesinde Lilipud adında küçük bir kız yaşarmış.

 

İpek kumaştan şatosu ve gökyüzüne kadar uzanan rengârenk kurdeleler kulesinin penceresinden, yolcuları ve yorulanları izler, onlara sihirli elbiseler dikermiş. Bazen de Lilipud döne döne bisikletinin tekerlekleriyle gökyüzüne uçar; yıldız tozlarından tüller, duvaklar, uçuşan parlak bulutlardan gelinlikler yaparmış.

 

Sedef düğmeler alkışlar, makaralar gülüşür, makaslar tempo tutar, iplikler dans ederek girermiş iğne deliğinden içeri. Çünkü Lilipud şarkılar söyleyerek yaparmış işini. Işık ruha, ruh kana, kan cana, can nefese, nefes şiire, şiir şarkıya, şarkı düşe, düş gerçeğe, gerçek ışığa dönüşürmüş. Lilipud’un parmakları ve avuç içinden, bu bin bir kapıyı açan bin bir hikâye kumaşa akarmış. Ve iğneden ipliğe, düğmeden deliğe, kumaştan elbiseye, elbiseden insana, insandan bakana, bakıştan yaşama geçermiş. Görünen dünya ile görünmeyen dünyanın arasında tülden ince tüyden hafif perde, ancak bu ışıklı hikayeler ile aralanırmış. Ve bir ocağın kor ateşi gibi dalga dalga yayılır, çevresindekilerin içini ısıtır onları birleştirirmiş… Bir arada… Bir arafta.

 

Bu hikâyesi olan elbiseler, hikâyesi olan yolcuları beklermiş hep. Lilipud kavuştururmuş onları çünkü bu aynalar ülkesinde yolculuğa çıkma cesareti gösteren ve hikâyesi olanlara, gösterirmiş yalnız aynalar kendilerini.

 

Bir varmış bir yokmuş… Lilipud’un bisikletinin tekerleği çarkıfelek gibi dönmüş, aynadaki sırrı dökenlerin önünde durmuş. Çıplak kalmış sırrı dökülen ayna ve demiş ki ona ‘insan ancak kendi hikâyesini bulunca başlar görmeye, ve tekrar hatırlar, aslında bu bin bir hikâye, tek bir hikâye…’

 

Herkesin bir hikâyesi bir yolu olmalı, hikâyesi olan bir elbise ile yola çıkmalı… Tüm hikayeler tekrar birleşmeli…

 

En çıplak halimiz için giyinmeli… Ve aynalardan önce bulmalı insan kendini…