TR EN

Menü

lilipud
hayatın içinden geçen moda
lilipud
hayatın içinden geçen moda
lilipud
hayatın içinden geçen moda
KOLEKSİYONLAR
Sonbahar-Kış 2017
liliC171
DETAY
01 liliC171
liliCA171
DETAY
01 liliCA171
liliFU171
DETAY
01 liliFU171
liliNİ171
DETAY
01 liliNİ171
liliWE171
DETAY
01 liliWE171
liliC172
DETAY
02 liliC172
liliCA172
DETAY
02 liliCA172
liliFU172
DETAY
02 liliFU172
liliNİ172
DETAY
02 liliNİ172
liliWE172
DETAY
02 liliWE172
liliC173
DETAY
03 liliC173
liliCA173
DETAY
03 liliCA173
liliFU173
DETAY
03 liliFU173
liliNİ173
DETAY
03 liliNİ173
liliC174
DETAY
04 liliC174
liliCA174
DETAY
04 liliCA174
liliFU174
DETAY
04 liliFU174
liliNİ174
DETAY
04 liliNİ174
liliC175
DETAY
05 liliC175
liliCA175
DETAY
05 liliCA175
liliFU175
DETAY
05 liliFU175
liliNİ175
DETAY
05 liliNİ175
liliCA176
DETAY
06 liliCA176
liliFU176
DETAY
06 liliFU176
liliNİ177
DETAY
06 liliNİ177
liliCA177
DETAY
07 liliCA177
liliFU177
DETAY
07 liliFU177
liliNİ177
DETAY
07 liliNİ177
liliCA178
DETAY
08 liliCA178
liliCA179
DETAY
09 liliCA179
liliNİ179
DETAY
09 liliNİ179
liliCA1710
DETAY
10 liliCA1710
liliNİ1710
DETAY
10 liliNİ1710
liliCA1711
DETAY
11 liliCA1711
liliNİ1711
DETAY
11 liliNİ1711
liliNİ1712
DETAY
12 liliNİ1712
liliNİ1713
DETAY
13 liliNİ1713
liliNİ178
DETAY
00 liliNİ178

HAKKIMIZDA

Lilipud Tasarım Atölyesi

Bir varmış bir yokmuş. Az uz, dere tepe düz. Dur durak bilmez yollar, yolculuklar varmış… Burada kızıl elmayı ısıranlar, cennetten kovulanlar, cadılar, inler, cinler, periler içinde herkesin kendini aradığı bu kırık aynalar ülkesinde Lilipud adında küçük bir kız yaşarmış.

 

İpek kumaştan şatosu ve gökyüzüne kadar uzanan rengârenk kurdeleler kulesinin penceresinden, yolcuları ve yorulanları izler, onlara sihirli elbiseler dikermiş. Bazen de Lilipud döne döne bisikletinin tekerlekleriyle gökyüzüne uçar; yıldız tozlarından tüller, duvaklar, uçuşan parlak bulutlardan gelinlikler yaparmış.

 

Sedef düğmeler alkışlar, makaralar gülüşür, makaslar tempo tutar, iplikler dans ederek girermiş iğne deliğinden içeri. Çünkü Lilipud şarkılar söyleyerek yaparmış işini. Işık ruha, ruh kana, kan cana, can nefese, nefes şiire, şiir şarkıya, şarkı düşe, düş gerçeğe, gerçek ışığa dönüşürmüş. Lilipud’un parmakları ve avuç içinden, bu bin bir kapıyı açan bin bir hikâye kumaşa akarmış. Ve iğneden ipliğe, düğmeden deliğe, kumaştan elbiseye, elbiseden insana, insandan bakana, bakıştan yaşama geçermiş. Görünen dünya ile görünmeyen dünyanın arasında tülden ince tüyden hafif perde, ancak bu ışıklı hikayeler ile aralanırmış. Ve bir ocağın kor ateşi gibi dalga dalga yayılır, çevresindekilerin içini ısıtır onları birleştirirmiş… Bir arada… Bir arafta.

 

Bu hikâyesi olan elbiseler, hikâyesi olan yolcuları beklermiş hep. Lilipud kavuştururmuş onları çünkü bu aynalar ülkesinde yolculuğa çıkma cesareti gösteren ve hikâyesi olanlara, gösterirmiş yalnız aynalar kendilerini.

 

Bir varmış bir yokmuş… Lilipud’un bisikletinin tekerleği çarkıfelek gibi dönmüş, aynadaki sırrı dökenlerin önünde durmuş. Çıplak kalmış sırrı dökülen ayna ve demiş ki ona ‘insan ancak kendi hikâyesini bulunca başlar görmeye, ve tekrar hatırlar, aslında bu bin bir hikâye, tek bir hikâye…’

 

Herkesin bir hikâyesi bir yolu olmalı, hikâyesi olan bir elbise ile yola çıkmalı… Tüm hikayeler tekrar birleşmeli…

 

En çıplak halimiz için giyinmeli… Ve aynalardan önce bulmalı insan kendini…